Onur Gerede (28)

“Onur Gerede, Makine Mühendisi. 2007 yılı Şubat ayından itibaren İngiltere'de 4 ay süreyle eğitim aldı.”

Merhabalar,

Yabancı ülkede dil eğitimi almış ve bundan memnun kalmış birisi olarak bu metni yazmayı ve yurtdışında dil eğitimi alma konusunda şüpheleleri olan kimseleri sağlıklı bilgilendirmeyi istedim.

Ben üniversite mezunuyum ve bundan 10 yıl önce İngilizce hazırlık okumuştum.Fakat aradan geçen zaman ve küreselleşen dünyada ingilizcenin çok önemli hale gelmesi benim de ingilizcemi iyileştirip geliştirmek için yurtdışında dil eğitimi almamı bir zorunluluk haline getirdi.

Tercihlerim arasında İngiltere, Avustralya ve Kanada vardı. Eğitim sonrası alacağım sertifikanın önemliliği, Türkiye‘ye yakın oluşu ve benim eğitim için ayıracağım sürenin az olması sebebiyle İngiltere'yi seçtim. Ama önemli olan İngiltere'de ciddi sektör haline gelen dil eğitiminde sizin istek ve ihtiyaçlarınıza karşılık verebilecek doğru dil okulunu seçmekti. İşte bu karasızlığımı önlemek için Optima'daki eğitim danışmanlarından yardım aldım. Onların beni doğru yönlendirmeleri ve destekleri sonucu benim istediğim kriterlere uyan okulu seçerek mutlu sonuca vardım.

Öncelikle şu görüşe kesinlikle inanıyorum “Dil konuşulduğu yerde daha iyi öğrenilir”. Çünkü oraya vardığınız andan itibaren bütün iletişiminizi ingilizce ile sağlayacaksınız. Dolayısı ile okulda, kaldığınız evde, sosyal hayatınızda her an ingilizceyi kullanmak durumundasınız. Bu da sizin dil öğrenmenizi Türkiye'ye kıyasla ciddi anlamda hızlandıracaktır. Ama şunu da belirtmeliyim ki; birazda bu hız insanın kendi çabasıyla oluyor. Yani herşey önünüze hazır konulmuyor. Eğer daha önce ingilizce eğitim almışsanız bu sizin dil öğrenimizde  avantajınız olacaktır.

Daha önce işim gereği yurtdışında bulunma şansım olduğu için uçak ve yabancı ülke tecrübem vardı. Fakat buna rağmen, aile yanı konaklama seçtiğim için aileye alışma sürecinde (daha ekonomik olduğu ve ingiliz kültürünü de görmek açısından) ve okuldaki değişik din, dil ve ırktaki insanlarla tanışma sürecinde az da olsa bir uyum sorunu yaşadım herkes gibi. Ama bu süreç çok kısa sürdü ve kendini çabucak olumlu ve mutlu bir hayat tarzına dönüştürdü.

Okul seçmek zorlandığım bir durumdu. Ama seçtiğim şehrin deniz kenarında oluşu, kentte bir üniversite olması ki bu da şehre bir dinamizm katıyor ve şehirde sadece 2 adet dil okulunun olması, bir de okulun öğrenci konusunda aynı milletten %15 gibi rakamı geçmemesi benim Language Specialist International'ı tercih sebebim oldu. Ayrıca Porstmouth şehrinin de güvenli olması, Londra'ya 2 saat olması, havasının her ne kadar yağmurlu olsa da ılıman olması benim aradığım şeylerdi. Okuldaki öğrenci profili genel olarak homojen bir dağılım göstermekteydi. Böylece kozmopolit bir ortamda ingilizce önce zorunluluk ve sonrasında da eğlenceli hale gelmeye başladı. Tabi ki burada okulun eğitim sistemi de etkili oluyor.Türkiye'deki yabancı dil eğitimini yermek istemiyorum ama Language Specialist International'da  uygulanan öğretme yöntemi; grammer bilgisini artırmaktan çok öğrenciyi konuşmaya ve güncel tartışmalarla kelime bilgisini arttırmaya yönlendiriyordu. Bu da benim için çok faydalı oldu.

Ekonomik olması nedeniyle ve ingiliz kültürünü yakından tanıyabilmek için konaklama olarak aile yanı konaklamayı seçtim. Öncelikle İngilizler günlük yaşamlarında belli kurallara bağlı olarak hareket eden bir yapıya sahiplerdir. Yemek ve eve giriş-çıkış saatlerine dikkat ederler. Göründüklerinden çok daha sıcak kanlılar. Ben ailemle iyi bir iletişim kurmuştum ve halen mail yada kart atarak görüşüyoruz. Aile yanında genel olarak sabah-akşam yemeği, çamaşırlarınızın yıkanması, odanızın temizlenmesi gibi hizmet sunuluyor. Ama onlarla daha iyi iletişim kurmak için evi otel gibi kullanmak yerine evin standart olan düzenine uymalı ve onların günlük yaşamlarına girmelisiniz.

İngiltere'de alacağınız dil eğitimi sonucu size seviyenizi gösteren bir sertifika verilecektir. Ben şu an iyi bir işletme de görev yapıyorum ve işe giriş sürecinde ingilizce testinde başarılı oldum ve ordan almış olduğum sertifika ile de bunu kanıtladım. Bu olayın somut olarak size yansıması, İngiltere'de yaşadığınız sürece kazanacağınız hayat tecrübesi, değişik kültürdeki insanlarla birlikte olmanın özgüveninizi artırması ve aynı zamanda sosyal yönünüzü de geliştirmesidir.

İngiltere'deki yaşam koşullarına gelince bu tamamen kendinize bağlı bir durum. Eğer özel harcamalarınıza dikkat ederseniz harcamak için çok fazla bir bütçe ayırmanıza gerek olmuyor. Ama Türkiye'ye kıyasla pahalı bir ülke olduğu kaçınılmaz.

Porstmouth'da eğitim dışında katılabileceğim birçok aktivite düzenlenmekteydi. Özellikle her haftasonu okulun girişimleri ile Londra, Cambridge,Oxford, Bournemouth vb. şehirlere geziler oluyordu. Hem İngiltere'yi daha iyi tanımak ve hemde okuldaki diğer insanlarla kaynaşmak açısından eğlenceli ve yararlı organizasyonlardı. Ayrıca haftanın bazı günleri sinema, bowling, konser, piknik, futbol ve değişik dans faaliyetlerine katılarak boş zamanlarımı sıkılmadan değerlendiriyordum.

Porstmouth kenti İngiltere'nin en güneyinde bulunduğu için ılıman bir iklime sahip. Hem kış hemde yazın ilk zamanlarını orada geçirdiğim için şöyle diyebilirim: Yanınıza çok kalın giyecekler almanıza gerek yok, ama şemsiyesiz dışarı çıkmamalısınız. Kent deniz kenarında olduğu için havası temiz ve rüzgarlıydı. İlk hafta hava değişikliğinden dolayı iklime karşı bir uyum sorunu yaşadım fakat sonrasında hiç bir sıkıntı yaşamadım.

Benim düşüncem dil öğrenmek her nekadar yetenek işi olsada birazda özveri işidir. Konuşurken yanlış yaparım korkusu herkeste olan bir durum, fakat zaten okuldaki diğer insanlar da sizinle aynı durumda dil seviyesi bakımından. Çünkü okulun ilk günü bir seviye belirleme sınavına tabi tutuldum ve kendimle aynı düzeyde ingilizce konuşan insanlarla aynı sınıftaydım ve her haftasonu yapılan deneme sınavlarına göre de sınıfım değişti. Zaman zaman dil öğrenme konusunda karamsarlığa kapılıp başaramıyacağımı düşündüğüm oldu. Çünkü ilk başlarda fazla bir yüklenme oluyor ve bu durum sizi korkutuyor, ama ingilizceyi geliştirmeye başlayıp ve bunu günlük hayatta kullanınca kendinize olan özgüveniniz artıyor, dolayısıyla dil öğrenmek ve konuşmak artık daha zevkli bir hal alıyor.

Açıkca söylemek gerekirse ingilizce öğrenmeyi başarmak ve akıcı bir şekilde konuşabilmek başlamış olduğunuz seviyeye göre değişiklik gösterir. Ben yazımın başında da belirttiğim gibi üniversitede hazırlık okumuştum, bir temelim vardı ama uzun zaman geçmişti üzerinden. Bu koşullarda 3-4 ay gibi kısa bir sürede akıcı bir ingilizce konuşur hale geldim. Bana bu eğitime başlamadan önce her türlü destek ve doğru bilgileri vererek sağlıklı yönlendiren OPTİMA ve çalışanlarına tekrar teşekkür ediyorum. Hangi ülke olursa olsun, dil eğitimi almak için yurtdışına  gidecek arkadaşlara tavsiyem Türkçe konuşmaktan, yazmaktan ve okumaktan eğitim sürenizce vazgeçin yada mümkün olduğu kadar bunu en aza indirin. Çünkü ingilizce okuyarak, konuşarak, dinleyerek yani kısacası yaşayarak öğrenilir ve geliştirilir. Yardımcı olması dileklerimle…

Diğer İzlenimler

 




  • Edabroad Mail Listesi
Yurtdışı eğitim ve yayınlarımız hakkındaki gelişmelerden haberdar olmak için mail listemize katılabilirsiniz.



ILAC - International Language Academy of Canada
EC Language Schools
Bournemouth Business School International (BBSI)
London College International Business
Henley College Coventry
Kaplan Aspect
La Trobe University
College of New Caledonia
London Study Centre
Language Studies International
Language Specialist International
MLS International
Shafston International College
Western Town College
Australian Institute of Commerce and Language (AICL)
The London School of English