Hilal Rüzgar'dan İngiltere'de İngilizce Deneyimi
"İngiltere'de İngilizce eğitim deneyiminin bana iyi bir yaşam tecrübesi kazandırdığına ve daha iyi bir iş bulma imkanı sağlayacağına inanıyorum"
2006 yaz tatilinde 2 aylığına İngilizcemi geliştirmek için İngiltere'ye gittim. Her şey babamın İngiltere'ye gitmek ister misin demesiyle başladı. Optima' ya gelip bilgi aldıktan sonra karar aşamasına girdik. Nereye gideceğim konusunda hiçbir bilgim yokken karar vermeme Optima yardımcı oldu. Ve sunulan seçenekler arasında Porstmouth'taki Language Specialist International isimli okulu seçtim. İyi ki de Portsmouth'a gitmişim. Portsmouth İngiltere'nin güneyinde deniz kıyısında bir kent. Orayı çok sevdim ve severek kaldım.
Çok kısa bir sürede tamamlanan pasaport, vize, uçak bileti işlemlerinden sonra kendimi havaalanında buldum. Doğrusu havaalanında biraz kötü hissettim kendimi. Çünkü kültürünü, dilini tam olarak bilmediğim yabancı bir yere üstelik tek başıma gidiyordum. Uçağım British Airways'ti. Daha uçakta iken İngiltere'yi hissetmeye başladım. Yanımda oturanlar ve hostesler İngiliz'di. Mecbur kalınca daha o vakit çat pat konuşmaya başladım.
Londra'ya vardığımda beni havaalanında karşıladılar. Yaklaşık 1.5 saat sonra kalacağım eve vardım. Kalacağım aile beni kapıda karşıladı. Yorgunsundur deyip dinlenmem için fırsat tanıdılar. Akşam bahçede barbekü yapıldı. Sonra yemeğe diğer ev arkadaşlarım geldi, onlarla tanıştım. Evde ilk hafta 2 İtalyan kız, 1 Ekvatorlu ve 1 Ummanlı olmak üzere toplam 5 öğrenciydik. Aile 4 biz 5 kişi, toplam 9 kişi aynı evde kalıyorduk. Okuldaki diğer arkadaşlarıma göre daha kalabalık bir aileydi ancak bunun bana faydası çok oldu.

Kaldığım evin yeri çok güzeldi. Okula 25 dk. uzaklıkta, deniz kıyısına 10 dk. uzaklıktaydı. Sabah ilk günüm olduğu için okula erken gitmem gerekiyordu. Ev arkadaşlarım okula gidip gelmeme yardımcı oldular. Daha ilk günden oraya alışmıştım. Hiç yabancılık çekmedim.
Gittiğim şehir çok hoştu, huzurluydu. İngiliz halkını biraz soğuk ve mesafeli olarak buldum. Fakat çok kibar, saygılı ve sabırlı olduklarını gördüm. Anlamadığım bir şey olduğunda defalarca tekrar etmekten usanmadılar. İngiltere'de yaşam koşulları gördüğüm kadarıyla çok iyiydi. Herkes yaptığı işin hakkını vererek yapıyordu. İnsanlar çok dürüst ve saygılı, kurallara uyuyorlar, yaşlılara çok önem veriyorlardı. Benim en çok hoşuma giden şey ise yaya geçidinin kenarına geldiğinde bütün arabaların durmasıydı. Yani insana değer veriyorlar. Ayrıca Türk yemeklerine ve Türkiye'ye bayılıyorlar. Türk insanının çok misafirperver olduğunu düşünüyorlar.

Yurtdışında dil eğitimi almak bana bir çok tecrübe kazandırdı. Öncelikle insanın kendine olan güveni, saygısı artıyor. Değişik bir kültür tanıyorsunuz. Türkiye ile o ülkeyi kıyaslayabiliyorsunuz ve nelerde çok iyi ve hangi konularda ise ülkece yetersiz olduğunuzu görebiliyorsunuz. Değişik yerler görüp, yeni insanlar tanıyorsunuz.
Okulda kütüphane, listening odası, bilgisayar odası vardı. Vakit buldukça okuldan sonra listening yaptım. Okulda kantinde öğlenleri yemek çıkıyordu. İsteyenler okulda da yiyebiliyorlardı. Okulda dersler dışında faydalanacağım aktiviteler de vardı. Duyuru panosu vardı, ve her hafta sonu yapılacak planlar asılıyordu. Her hafta sonu cumartesi günü bir yere gezi düzenleniyordu. Ben bu gezilere katılmak suretiyle Isle of Wight, London, Oxford, Brigthon, ve Arundel'e gittim. Hem İngiltere'yi daha iyi tanıdım, hem de diğer arkadaşlarla tanışma, konuşma fırsatım oldu. Ayrıca ayda bir sinema filmi izleme günü belirleniyordu. Okuldan sonra isteyenler katılıyor, bu arada cips yiyor, kola içiyorduk sanki sinemadaki gibi. Bazı haftalar bowling gecesi düzenleniyordu, her pazartesi erkek öğrencilerin, hocalarla birlikte maç günü oluyordu. Öğretmenler sıcakkanlı, öğrencilerle ilgileniyorlardı ve arkadaş ilişkisi içersindeydiler. Bir de en önemlisi okulda fazla Türk yoktu. Bunların hepsini dikkate aldığım zaman gerçekten okulumdan çok memnun kaldım.

Ben Türkiye'de hazırlık okudum. Fakat Türkiye'de gramer ağırlıklı İngilizce eğitimi aldığımdan dolayı konuşamıyordum. Gramerim iyiydi ama iş konuşmaya gelince dut yemiş bülbüle dönüyordum. İngiltere'ye gidince mecbur olduğum için konuşmaya başladım, konuştukça, anlattıkça, başardıkça arkası geldi. Evde, dışarıda okulda konuşa konuşa pratik yaptım. İlk başlarda yanlış yaparsam korkusu vardı elbet ama anladım ki kimse orda dört dörtlük İngilizce konuşmuyor. Zaten bu düşünceyi anladıktan sonra bu işin iyice üstüne gittim.
İngiltere'ye gitmeyi düşünen arkadaşlara Porstmouth'u gözü kapalı tavsiye edebilirim. Şehir kalabalık değil, sakin ve çok güzel. Orada aldığım İngilizce eğitiminin bana Türkiye'de daha iyi bir iş bulma imkanı sağlayacağını düşünüyorum ve iyi bir yaşam tecrübesi kazandığımı düşünüyorum.
Oraya gidecek arkadaşlarıma da okuldaki her aktiviteye katılmalarını tavsiye ederim. Mümkün oldukça çok konuşmaya çalışsınlar, televizyon izlesinler. Yanlış yaparım diye çekinip konuşamazlık yapmasınlar.
Vee fotoğraf makinelerini yanlarından ayırmasınlar…




 Diğer İzlenimler
|